Sait Faik Abasıyanık, 1930’larda hikâyelerini yayımlamaya başlar. Kendine özgü anlatımıyla dikkat çeker. Kısa ömründe yayımladığı hikâye kitaplarıyla modern Türk hikâyesinin en önde gelen isimlerinden biri olur. Hikâyelerinde yalın, samimi, yer yer şiirsel bir dil kullanır. Sait Faik, günlük hayatın içinde, sokaklarda dolaşan bir insandır. Hayatı, insanları seyreder. Kim olduklarını, ne iş yaptıklarını, iç dünyalarını merak ettiği insanlar olur. Bu insanlardan bazılarını hikâyelerine taşır. Bunu yaparken, hikâye sanatının imkânlarını kullanır. Yazarın anlattığı insanlardan bazıları bir işle uğraşan, yaptıkları işle evlerini geçindiren sıradan kimselerdir. Dürüsttürler, işlerini iyi yaparlar, çok kazanma hırsları yoktur. Oysa dünyada farklı zorluklar, olumsuzluklar vardır. Pek çok insan daha çok kazanma arzusundadır. Bunun için diğer insanları aldatmaktan çekinmezler. Böyle bir dünyada işini iyi yapan dürüst insanların varlığı hikâyeciye umut verir. Bu insanlar hayatı güzelleştirir. Ancak Sait Faik hikâyelerinde doğrudan mesaj vermeyi pek tercih etmez. Sait Faik’in söz konusu insanlar üzerinden bir “iş ahlakı” da anlattığı söylenebilir. Bu makalede Sait Faik’in hikâyelerinde “iş ahlakı” konusu üzerinde durulmaktadır.
Sait Faik, hikâye, işçi, iş ahlakı.