Klasik Türk şiiri evrensel ve zengin sembolizme dayalı, mazmunlarla örülü bir dile sahiptir. Asırlar boyu gelişimi süren bu dilin oluşumunda hayata dair hemen her unsur semboller ve mazmunlarla bu şiirde karşılık bulmuştur. Bu çalışma, klasik edebiyatta birçok sembol ve mazmuna konu olan kuş motifleri üzerinden klasik edebiyata kısa bir bakış içermekte ve bu motifi XVI. yüzyıl şairlerinden Kara Çelebi Muhyîddin Mehmed Hicrî’nin Divan’ı özelinde analiz etmektedir. Edebiyatta kuşlar, fiziki sınırlardan kurtuluşu, ruhu, ilahi aşka ve hakikate ulaşma arayışını temsil eden temel alegorik unsurlardır.
Klasik Türk şiirinde, simurg/anka (hakikat, ulaşılmazlık), hümâ (talih, devlet, mutluluk), hüdhüd (rehberlik, hikmet) gibi mitolojik ve manevi kuşların yanı sıra, klasik şiirin en merkezi motifi olan bülbül-gül (sadık âşık-mağrur sevgili) karşıtlığı üzerinden işlenmektedir. tûtî (papağan) tatlı söz ve taklidi, kebûter (güvercin) haberciliği, şeh-baz (doğan/şahin) ise üstün ruhu ve ârifliği simgeler.
Hicrî Divanı üzerine yapılan bu inceleme ile şairin köklü klasik teamüllere bağlılığını irdelenmiştir. Sonuç olarak Hicrî’nin şiirleri, klasik Türk şiirinin kuş sembolizminin XVI. yüzyılda ne kadar güçlü bir şekilde devam ettiğini ve şairin, ilmi birikimi ile bu zengin mazmun dünyasına tam anlamıyla hâkim olduğunu kanıtlamaktadır. Kuşlar, Hicrî için sadece bir süs unsuru değil, aynı zamanda aşk, hasret ve manevi arayış gibi karmaşık insani durumları ifade etme aracı olan manevi bir dil olmuştur.
Klasik Türk şiiri, Şair Hicri, kuşlar, mitoloji, bülbül ile gül.