Dr. Abdullah Cevdet, gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi gerekse yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında siyaset ve düşünce tarihinin önemli isimlerinden biri olmuştur. Tıbbiye’de okurken oradaki derslerden ve ders kitaplarından çok fazla etkilenmiş, farklı yerlerde doktorluk mesleğini devam ettirirken bir yandan da gerek kendisinin çıkardığı gerekse başkaları tarafından çıkarılan çok sayıda yayın organında düşüncelerini yaymak için yazılar yazmış, pek çok tercüme yapmış, takibata uğramış, yazılarında özellikle İslamiyet karşıtı veya o günler için sakıncalı kabul edilen siyasî görüşleri nedeniyle sürgüne gönderilmiş veya hapisle cezalandırılmış ancak karşılaştığı tüm bu zorluklara rağmen düşüncelerini açıklamaktan vazgeçmemiştir. Onun dikkati çeken bir başka özelliği ise edebiyatçı kişiliğidir. Şiirler yazmış, özellikle Fransız edebiyatından çok sayıda tercüme yapmıştır. Farklı coğrafyalarda hareket hâlinde geçen hayatına rağmen döneminin edebiyatından da uzak kalmamış ve Türk edebiyatının önemli isimleri, onların eserleri ve yeni çıkan dergiler hakkındaki düşüncelerini, yorumlarını ifade eden yazılar yazmıştır. Bizim bu çalışmadaki amacımız Türk siyasetinde özellikle “Tam Batıcılık” yanlısı tutumuyla hafızalarda yer etmiş, eğitimini aldığı doktorluk mesleğini sürdürmüş Abdullah Cevdet’in edebiyatçı tarafını da ortaya koymak, onun İçtihat dergisinde yer alan yazılarından özellikle dönemiyle ilgili olanları değerlendirmektir. Böylece onun çok yönlü kişiliğinin ortaya çıkmasına bir katkı sağlanabilecektir.
Abdullah Cevdet, İçtihat Dergisi, edebiyatçılar, edebî eserler, edebî hadiseler.