Bu çalışma, 20. yüzyıl tiyatrosunu şekillendiren Yaratıcı Oyunculuk Sistemi’nin yaratıcısı Konstantin Stanislavski ile 21. yüzyıl mimarisinin önemli eserlerinden Therme Vals’ın mimarı Peter Zumthor arasında teorik bir bağlantı kurmaktadır. Stanislavski, oyuncuları karakterle bütünleştirmek ve içsel bir dönüşüme yönlendirmek amacıyla bir oyuncu yetiştirme yöntemi kullanırken, Zumthor ise kullanıcı ile mekân arasındaki duyusal ve deneyimsel ilişkiyi vurgulamaktadır. Bu paralelliği temel alan araştırma, mimari mekânın Yaratıcı Oyunculuk Sistemi aracılığıyla analiz edilebileceğini savunmaktadır. Metodolojik bir çerçeve olarak, tiyatro ve mimari arasındaki disiplinlerarası diyaloğu yapılandırmak amacıyla Dört C Yaratıcılık Modeli (Kaufman & Beghetto) fenomenolojik ve psikanalitik desenler temelinde kullanılmaktadır. Doğrusal Metin-Eylem-Mekân üçlüsü içinde Lacan ve Merleau-Ponty Metin kategorisi (mini-C ve little-C) altında, Stanislavski Eylem (Pro-C) altında ve Zumthor’un Therme Vals’ı Mekân (Big-C) altında konumlandırılmıştır. Bu kategorizasyon, Stanislavski’nin felsefi ve psikanalitik temellerinin Zumthor’un mekânsal tasarımında nasıl yankı bulduğunu ve metinlerarası anlam ürettiğini ortaya koymaktadır. Bulgular, mekânsal deneyimin, beden ve algı temelli kuramsal yaklaşımlar aracılığıyla özne ile mekân arasında karşılıklı bir etkileşim alanı oluşturduğunu göstermektedir. Bu özdeşleşme süreci, benlik ve “öteki” üzerinden ortaya çıkan yaratıcı mekânsal kimlik ve anlam üretimine katkı sağlamaktadır.
Yaratıcı oyunculuk sistemi, Dört C modeli, özdeşleşme, metinlerarasılık, Therme Vals.