Mesnevi; divan edebiyatında kendi içinde kafiyelenen beyitleri, sınırsız hacim oluşturabilme imkânı ve dinî-fikrî ya da tahkiyeli her türlü konunun işlenebilmesiyle özel bir nazım şeklidir. Adı mesnevi olmasa da özellikle kafiye düzeni ile İslam öncesinde ve Batı tesirli Türk edebiyatında bile teknik olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu, mesnevinin ve mesnevi kafiyesinin şairler için ne kadar kullanışlı olduğunun bir göstergesidir. Kendine has iç başlıkları ve bölümlendirmeleriyle belli bir sistematiğe dayanarak yazılan mesneviler farklı yüzyıllarda farklı derecelerde revaç görmüş, şekil ve muhteva itibarıyla farklı eğilimlerin yansıdığı bir nazım şekli olmuştur. Tahkiyevi olanları; barındırdığı olay örgüleri, merak unsurları ve çatışmalarla Batılı roman ve hikâyeler Türk edebiyatındaki yerini sabitleyinceye kadar büyük bir boşluğu doldurmuştur. Bu anlamda XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başlarının mesnevi açısından ayrı bir önemi vardır. Çünkü bu dönem artık hem divan edebiyatı geleneğinin hem de özelde mesnevi nazım şeklinin Batılı edebiyat tesirleri nedeniyle varlık mücadelesinde olduğu bir dönemdir. Bu çalışmada da divan edebiyatının XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başlarında yaşamış Balıkesirli Feyzî’nin divanında bulunan bir mesnevi tanıtılacaktır. Bu mesnevi divan şiirinin yazılmış son mesnevilerinden biri olması nedeniyle önem arz etmektedir.
Divan şiiri, Balıkesirli Feyzî, mesnevi.