Mekân, kültürel belleğin oluşumu, aktarımı ve sürekliliğinde yalnızca fiziksel bir çevre ya da barınma alanı değil, aynı zamanda çok katmanlı duyusal deneyimlerin, toplumsal etkileşimlerin ve gündelik yaşam pratiklerinin kesiştiği üretken ve dinamik bir alan olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışma, literatür ve doküman incelemesine dayalı nitel bir araştırma yaklaşımı çerçevesinde mekân–kültürel bellek ilişkisini geleneksel konutlar üzerinden ele almaktadır. Kültürel belleğin, mekânın fiziksel örgütlenişi, yönlenişi, ölçeği, kullanılan yerel yapı malzemeleri ve bu mekânlarda şekillenen yaşam biçimleri aracılığıyla nasıl üretildiği ve sürdürüldüğü kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye’nin farklı bölgelerindeki geleneksel konut örnekleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş; sofa, avlu ve yarı açık mekânlar gibi geçiş ve etkileşim alanlarının gündelik yaşam pratiklerini organize ederek sosyal ilişkilerin ve hafıza aktarımının sürdürülmesindeki rolü tartışılmıştır. Ayrıca ahşap, taş ve kerpiç gibi yerel yapı malzemelerinin oluşturduğu duyusal deneyimlerin mekânsal algı ve bellek süreçleriyle ilişkisi değerlendirilmiştir. Literatürden elde edilen bulgular, mekânın yalnızca fiziksel bir barınma birimi değil, kültürel belleğin duyusal, toplumsal ve gündelik pratikler aracılığıyla üretildiği, yeniden yorumlandığı ve kuşaklar arası aktarıldığı çok boyutlu bir yapı olarak ele alınabileceğini göstermektedir.
Mekân, kültürel bellek, duyusal deneyim, gündelik yaşam pratikleri, geleneksel konut.