Bu araştırma, Türk kültür havzasında on beş bin yıllık köklü ve kesintisiz bir geçmişe sahip olan geyik mitini, disiplinlerarası bir düzlemde ele alıp incelemektedir. Sadece metinsel yapılara odaklanmaktan ziyade, sözlü gelenekte yankılanan lirik ifadelerle geleneksel dokuma tezgâhlarında somutlaşan görsel hafıza arasındaki girift anlamsal köprülerin gün yüzüne çıkarılması araştırmanın temel gayesidir. Çalışmanın yönteminde nitel araştırma yaklaşımları benimsenmiş, temel çerçeve olarak durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Bu kapsamda, TRT Türk Halk Müziği repertuvarına kayıtlı otuz altı adet türkü güftesi nitel içerik analizi teknikleriyle, yöresel halı ve kanaviçe yüzeylerindeki görsel nakışlar ise göstergebilimsel çözümleme vasıtasıyla detaylıca irdelenmiştir. Elde edilen çözümlemeler, geyik imgesinin estetik bir tabiat bezemesi olmanın yanı sıra ulaşılamaz sevgiliyi, yalnızlığı ve kutsal doğaya sığınma arzusunu simgeleyen son derece devingen bir inanç sistemi olduğunu apaçık gözler önüne sermektedir. Ozanların mısralarında işlenen av ve avcı trajedileri ile Pazırık’tan günümüze kadar uzanan dokumalardaki sert hayvan mücadele sahneleri birbirini kusursuzca desteklemektedir. Bunlar, ekolojik sınırları zihinlere kazıyan oldukça işlevsel birer bellek aktarım aracı vazifesi görmektedir. Nihayetinde, kültürümüzün işitsel dünyasındaki sesler ile tezgâhlardaki dilsiz ilmeklerin ortak bir felsefi kökenden beslendiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Geyik, Türk halk müziği, geleneksel dokuma, kültürel hafıza, göstergebilim.